Müslim Sarı: “Menderes Seçimlerine İtiraz Edeceğiz, Belediyenin Yeniden CHP’ye Dönebilmesi İçin Gerekli Bütün Mücadeleyi Sürdüreceğiz”

19.08.2026

Cumhuriyet Halk Partisi Sözcüsü Müslim Sarı:

- “Ekonominin öngörülebilirliği konusunda ekonomiyi yönetenler açısından çok büyük bir problem vardır. Hedefler şaşmıştır. Şimdi önümüzdeki ay yeni OVP açıklanacak ve yeni OVP'de ortaya çıkacak hedeflerin de ne kadar doğru ve ne kadar inandırıcı olduğuna ilişkin kamuoyunda ciddi tereddütler oluşacaktır.”

- “Hem ödemeler dengesindeki hem bütçedeki ciddi açık, Türkiye ekonomisinin kırılganlığını arttırıyor. Bu iki veri çok ciddi sinyal veriyor. Önümüzdeki dönemde Türkiye ekonomisinin ciddi bir darboğaza doğru gireceğine ilişkin önemli bir gösterge.”

- “16 Ağustos tarihli Resmî Gazetede deniz milli parkları ilan edildi. Bu bizim münhasır ekonomik bölgemiz içerisinde ve deniz yetki alanlarımızın içerisinde biri Kuzey Ege'de diğeri de Kaş açıklarında yani hem Kıbrıs bağlantılı hem boğazların güvenliği ile ilgili orta ve uzun vadede önemli olabilecek ve kendi münhasır ekonomik bölgemizdeki haklarımızı, egemenlik haklarımızı, deniz yetki alanlarındaki egemenlik haklarımızı kullanmaya dönük iki tane karardır. Bu iki kararı biz son derece de doğru buluyoruz.”

- “Cumhuriyet Halk Partisi olarak Doruk Maden işçilerinin taleplerinin karşılanması konusundaki irademizi bir kez daha altını çiziyoruz. Bu işçilerimizin yanında olduğumuzu bir kez daha belirtmek istiyoruz. Bu konuda aracı olan, bu konuda garanti veren bakanlıkların ve ilgili kamu kurumlarının sorumluluklardan kaçmaması ve bu konuyu çözmesi için ne gerekiyorsa yapmaları gerektiğini söylüyoruz.”

- (Menderes Belediyesi seçimleri) “AKP'nin aldığı 15 oy içerisinde Cumhuriyet Halk Partili hiçbir belediye meclis üyesi yoktur arkadaşlar. Buna rağmen biz kendi belediye meclis üyelerimize vermiş olduğumuz talimatta Yeni Parti adayına oy verilmez ise eğer kendilerine yönelik bir disiplin uygulaması gerçekleştireceğimizi de söylemiştik. Nitekim bir arkadaşımız yeni AKP'nin adayına oy vermek değil, geçersiz oy vermiş olduğu için ve bizim talimatımızı yerine getirmediği için tedbirli biçimde disiplin sevk edilmiştir. Arkadaşımız da bugün istifa etti. Dolayısıyla mesele kapanmıştır.”

- “Menderes seçimlerine itiraz edeceğiz. Biz belediyemizin peşindeyiz; CHP’ye ait olan bu belediyenin yeniden CHP’ye dönebilmesi için gerekli bütün mücadeleyi sürdüreceğiz.”

- “Şehit yakınları ve gazilerin talep ve eylemlerini de yakından takip ediyoruz. Sayın Genel Başkanımız, İçişleri Bakanıyla görüştüler. MYK üyelerimiz Semra Dinçer ve Necdet Saraç da bu konuyu yakından takip ediyor. Hem bu eylemlilik süreçleri içindeler hem de İçişleri Bakanlığı görüşmelerinde refakat ediyorlar kendilerine.”

- “25 Ağustos Salı günü il başkanları toplantısının kararını almış bulunuyoruz. İl başkanlarımız Ankara'da olacaklar ve sürece ilişkin ve geleceğe ilişkin değerlendirmelerde bulunacaklar. Ertesi gün de MYK ve Parti Meclisimizi toplayacağız ve partimizin yol haritası özellikle kongre süreçleri ile ilgili kararlar alarak yolumuza devam edeceğiz.”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Merkez Yönetim Kurulu (MYK) Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu başkanlığında toplandı. CHP Parti Sözcüsü Müslim Sarı, toplantının ardından yaptığı açıklamada; ekonomik verilere, dış politika gelişmelerine, Doruk madencilik işçilerinin eylemlerine, Menderes Belediyesi'ndeki sürece ve parti içi kongre takvimine ilişkin kapsamlı değerlendirmelerde bulundu. CHP Sözcüsü Sarı, parti genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında şunları söyledi:

Sevgili basın mensupları, hepinizi saygıyla, sevgiyle selamlıyorum. Bugün basın toplantımızı tam planladığımız zamanda başlatıyoruz. Zaman zaman gecikmeler oluyor, çokça gecikmeler oluyor ama bugün tam zamanında başlattığımız için ben de sizin kadar mutluyum, en azından onu söyleyebilirim. Bugün MYK toplantımız sonrasında, orada yapmış olduğumuz değerlendirmeler ve aldığımız kararların bir kısmı ile ilgili sizleri bilgilendirmek üzere huzurlarınızdayım. Yine MYK'da, daha önce yapmış olduğumuz toplantılara paralel bir biçimde hem ülke gündemine dair hem de partimizin kendi işleyişine ve iç gündemine dair değerlendirmeler yaptık. Bu konuyu yine aynı sırayla daha önce yapmış olduğumuz basın toplantılarında olduğu gibi sizlerle paylaşmak istiyorum.

“ENFLASYON HEDEFLERİNDEKİ SAPMA EKONOMİK PROGRAMIN BASİRETSİZLİĞİNİ GÖSTERİYOR”

Birincisi ülke gündemine ilişkin özellikle ekonomik gelişmeler bizim MYK'mızın her zaman en önde gelen konularından olmuştur. Yine bir ekonomik değerlendirme yapıldı MYK'da. Bu hafta bildiğiniz üzere iki tane önemli veri açıklandı. Aslında her iki veri de Türkiye ekonomisi ile ilgili önemli bir fotoğraf verdi. Bütçe açıkları ve Merkez Bankası'nın yılın 3. enflasyon raporu. Özellikle burada enflasyon hedeflerine ilişkin ciddi tespitler ve değerlendirmeler oldu. MYK'mızın gündeminde de bu konu değerlendirildi. Bildiğiniz üzere sevgili basın mensupları Merkez Bankası enflasyon hedefini belirledikten sonra yılda dört defa bir enflasyon raporu açıklıyor ve bu enflasyon raporunda hem önceki 3 ayı değerlendiriyor hem de önümüze koymuş olduğumuz hedeflere ilişkin değerlendirmeler yapıyor. , ancak biz şunu görüyoruz ki, Merkez Bankası'nın, OVP ile paralel biçimde yani orta vadeli programla paralel biçimde belirlediği, ortaya koyduğu hedeflerin, , hiçbirisinin gerçekleşmediğini ve bu hedeflerin sürekli revize edildiğini görüyoruz. Şu anlaşılabilir. İçinden geçirilen konjonktür, , elimizde olmayan birtakım sebepler, uluslararası piyasalarda ortaya çıkan gelişmeler elbette Merkez Bankası'nın hareket alanını önemli şekilde sınırlandırıyor. Kuşkusuz her şeyi öngöremeyiz, öngöremediğimiz birtakım durumlar söz konusu olabilir. Ancak hedeflerde çok büyük sapmalar ortaya çıkınca o zaman bu hedeflerin güvenilirliğini Merkez Bankası'nın onunla birlikte hareket eden hazine bürokrasisinin ve Hazine ve Maliye Bakanlığı'nın ekonomiyle ilgili ortaya koyduğu verilerin, ortaya koyduğu politikaların güvenirliğini ciddi şekilde zedeliyor. Söz gelimi 7 Eylül'de yani neredeyse bundan 1 yıl önce Orta Vadeli Programda (OVP) 2026 yılı enflasyon hedefinin %16 olarak konulduğunu görüyoruz. Aradan geçen bir yıllık zaman içerisindeki her OVP'de, her orta vadeli programda özür dilerim her 3 aylık ekonomik raporda, enflasyon raporunda bu hedeflerin revize edildiğini görüyoruz. En son gelmiş olduğumuz noktada 2026 yılı için 28 hedefi konmuş. Yani 1 yıl önce %16 olarak belirlediğiniz enflasyon hedefini 13 Ağustos'ta %28 olarak revize etmişsiniz. Bu yaklaşık %75'lik bir sapma demek. 12 puanlık bir sapma demek. Yine 2027 hedefleri açısından da %66'lık bir sapma var. Bu sapma hiçbir konjonktürle anlatılamaz. Bu sapma çok açık bir biçimde Türkiye'de uygulanagelen ekonomik programla, bu programın niteliğiyle, içeriğiyle ve bu programın uygulayıcıların beceriksizliği ve basiretsizliğiyle anlatılabilir. Dolayısıyla bu hedeflerdeki sapma neden önemli diye soracaksınız. Bu hedeflerdeki sapma önemli çünkü ekonomik ajanlar, ekonomik unsurlar, Türkiye'de iş yapanlar, yatırımcılar önlerini görebilmek açısından bu hedeflerin ne kadar sağlıklı, sıhhatli olduğuna bakarlar. Aynı şekilde ücret zamları bildiğiniz üzere bu hedeflere göre yapılır. Dolayısıyla ekonominin öngörülebilirliği konusunda ekonomiyi yönetenler açısından çok büyük bir problem vardır. Hedefler şaşmıştır. Şimdi önümüzdeki ay yeni OVP açıklanacak ve yeni OVP'de ortaya çıkacak hedeflerin de ne kadar doğru ve ne kadar inandırıcı olduğuna ilişkin kamuoyunda ciddi tereddütler oluşacaktır. Buradan açıkça şunu söyleyebiliriz ki OVP'ler gündeme geldiğinden bu yana -ki 2010 yılı yılların ortalarındaydı -neredeyse 20 yıla yakın bir zaman geçti ama OVP'lerdeki hiçbir hedef tutturulamadı. Hiçbirisinin gereği yerine getirilemedi. Bu enflasyon raporunda da bunu bir kez daha görme fırsatımız oldu.

“İKİZ AÇIKLAR TÜRKİYE EKONOMİSİNİN KIRILGANLIĞINI ARTIRIYOR”

İkincisi bütçe açıkları. Bildiğiniz üzere Türkiye gibi gelişmekte olan ülkeler bakımından özellikle enerji üretiminin söz konusu olmadığı, petrol bakımından dışa bağlı olan ülkeler açısından cari açıkla beraber bütçe açıkları da oldukça önemlidir. Biz bunlara iktisatta ikiz açıklar deriz. Eğer ülkenize hem ödemeler dengeniz açık veriyorsa hem de üzerine bütçeniz açık veriyorsa ve bu açıklar belirlediğiniz sınırların üzerine çıkıyorsa ülkenin ekonomisi alarm veriyor demektir. Bu ikiz açıklar iktisatçıların, ekonomistlerin çok sıklıkla takip ettikleri verilerdir. En son Temmuz rakamı açıklandığında biz Ocak Temmuz dönemi boyunca bütçe açığının 1.3 milyar lira olduğunu, 1.3 trilyon lira olduğunu gördük. Bu aslında yıl sonu hedeflerinin Haziran Temmuz gerçekleşmeleri itibariyle her ne kadar yarısına tekabül ediliyor gibi gözükse de biraz daha alt kalemlere baktığımız zaman aslında harcamaların bir kısmının yıl sonuna doğru ötelendiğini görüyoruz. Yıl sonu hedefi olan 2.7 trilyon lirayı aşacağımız neredeyse kesindir. Dolayısıyla milli gelire oran olarak bütçe açığının %3,5’larda tutulması hedefinin gerçekleşemeyeceğini, bütçe açığının milli geliri oranın %4'ün üzerine çıkacağı, bütçe açığının parasal karşılığının da 3 trilyon liranın üzerine çıkacağı bugünden kesin olarak söylenebilir. Dolayısıyla cari işlemler açığının da başlarda 20-30 milyar dolar seviyelerindeki beklentinin çok üzerine çıkacağını göz önünde bulundurduğumuzda ki yıl sonunda bunun 65 milyar dolarlara kadar geleceği düşünülüyor. Hem ödemeler dengesindeki açık hem bütçedeki bu ciddi açık Türkiye ekonomisinin kırılganlığını arttırıyor. Bu iki veri çok ciddi sinyal veriyor. Önümüzdeki dönemde Türkiye ekonomisinin ciddi bir darboğaza doğru gireceğine ilişkin önemli bir gösterge. Biz MYK olarak bunu etraflı biçimde değerlendirdik bugünkü toplantımızda.

“İSRAİL'İN SURİYE'DEKİ ASKERİ HAREKETLİLİĞİ CİDDİ RİSKLER OLUŞTURUYOR”

Bunun dışında aynı zamanda MYK'mızın gündeminde ekonomi dışında özellikle dış politikaya ilişkin değerlendirmeler ve iç politikaya ilişkin değerlendirmeler de oldu. Bildiğiniz üzere Türkiye çok zor bir coğrafyada olan ülke; etrafı ateş çemberi, neresinden bakarsanız, hangi yönüne bakarsanız bakın ya bir total savaş ya da düşük yoğunluğu düşük yoğunlukta bir savaş olduğunu görüyoruz, çatışma ikliminin olduğunu, her tarafta çatışmacı bazı unsurların söz konusu olduğunu görüyoruz. Daha yeni Körfez’deki gelişmeler durulurken Türkiye’nin çok ciddi bir biçimde kendi etrafındaki güvenlikle ilgili konularını değerlendirmesi, gözden geçirmesi ve bu konuda çok uyanık olması gerektiği bir konjonktürde yaşıyoruz. Daha yeni İsrail’in Suriye'nin İblid kırsalında Ebu Zuhur askeri hava üstüne saldırısı olduğu Türkiye sınırına bu 6080 km kuş uçuşu mesafede olan bir yer. Özellikle İsrail'in Suriye'deki askeri hareketliliği hem Suriye'deki hükümet bakımından hem Türkiye'nin güvenliği bakımından ciddi riskler oluşturuyor. Dışişleri Bakanlığımızın bu konuyla ilgili tepkisini biraz cılız ve yetersiz gördüğümüzü belirtelim. Bildiğiniz üzere Amerikan Büyükelçisi Tom Barrack; Türkiye, Suriye ve İsrail arasında muhtemel çatışmaların önlenmesi konusunda bir mekanizma için çalıştığını açıkladı bu olayın üzerine. Dolayısıyla buradan sormak lazım. İsrail'le Suriye özelinde bir çatışma riskimiz mi vardır? MYK olarak bu konuyu gündeme getirdik ve değerlendirdik. Eğer böyle bir çatışma riski varsa Dışişleri Bakanlığı'nın bu konuyla ilgili tutumunun biraz yetersiz kaldığını, bu tutumun biraz cılız olduğunu, tepkinin biraz cılız olduğunu ve ülke güvenliği açısından İsrail'in Suriye'deki askeri faaliyetlerine ilişkin daha sert bir tutum takınılmasının gerekli olduğunu düşünüyoruz. Dolayısıyla İsrail'le Suriye özelinde Türkiye Cumhuriyeti'nin bir çatışma riski olup olmadığı konusunda biraz açıklığa kavuşturulması gerektiğini düşünüyoruz. Öte yandan bildiğiniz üzere yine bu hafta Resmî Gazetede, 16 Ağustos tarihli Resmî Gazetede deniz milli parkları ilan edildi. Bu bizim münhasır ekonomik bölgemiz içerisinde ve deniz yetki alanlarımızın içerisinde biri Kuzey Ege'de diğeri de Kaş açıklarında yani hem Kıbrıs bağlantılı hem boğazların güvenliği ile ilgili orta ve uzun vadede önemli olabilecek ve kendi münhasır ekonomik bölgemizdeki haklarımızı, egemenlik haklarımızı, deniz yetki alanlarındaki egemenlik haklarımızı kullanmaya dönük iki tane karardır. Bu iki kararı biz son derece de doğru buluyoruz. Buradaki haklarımızın daha gerçekçi hale gelmesi, daha uygulanabilir hale gelmesi açısından önemsiyoruz. Özellikle Yunanistan’ın bu karara karşı tepkilerini de anlamsız bulduğumuzu belirtelim. Kendisi İyon Denizi'nde aynı şeyi yapmıştı. Dolayısıyla bu konuyla ilgili atılan adımı da desteklediğimizi belirtmek isteriz.

“DORUK MADENCİLİK İŞÇİLERİNİN HAKLI TALEPLERİNİN SONUNA KADAR ARKASINDAYIZ”

Bunun ötesinde yine MYK'mızın gündeminde iç politikaya ilişkin gelişmeler değerlendirildi. Özellikle burada üzerinde en fazla durduğumuz konu doruk madencilik işçilerinin içine düşürüldüğü durumla ilgilidir. Yani neredeyse birkaç aydır yılan hikayesine dönen işçilerin taleplerinin bir türlü karşılanmadığı ve onların çok zor durumda bırakıldığı bir süreç yaşıyoruz. Bu sürecin sadece bir işçi ve işveren ilişkisi olmaktan çıktığını da görüyoruz. Çünkü kamu otoriteleri, bakanlıklar bu konuyla ilgili bazı garantiler verdi, arabulucu rolleri üstlendi. Ancak onların vermiş olduğu garantilere rağmen, onların arabuluculuk faaliyetlerine rağmen bu konuda bir ilerleme sağlanamadı.

Dolayısıyla artık mesele işçi ve işveren arasındaki bir anlaşmazlık meselesinden çıkıp aslında kamu otoritelerin, bakanlıkların ve kamunun güvenirliği sorunsalıyla bizi karşı karşıya bıraktı. Madencilerin bu konuyla ilgili talepleri çok açık, çok net; bunları çok uzatmaya gerek yok. Bütün kamuoyu oyu duysun diye 8 maddede ben bu talepleri burada bir kez daha onların ağzından onların talepleri olarak sizlerle paylaşmak istiyorum. Ve bu taleplerin de arkasında durduğumuzu belirtmek istiyorum. Diyorlar ki;

1. Doruk madencilik işçilerin ödenmeyen ücret ikramiye, yıllık izin ve sendikal haklarının ödenmesi.

2. TMSF öncesinde veya sonrasında işten çıkartılan doruk madencilik işçilerinin dava açıp açmadıklarına bakılmaksızın kıdem ve ihbar tazminatlarının ödenmesi.

3. Eti Gümüş işçilerin kıdem ve ihbar tazminatları ile zorunlu ücretsiz izin dönemlerinden doğan alacaklarının ödenmesi.

4. eksik yatırılan sigorta primlerinin tamamlanması ve işsizlik işsizlik ödeneğine ilişkin hak kayıplarının giderilmesi.

5. İşçilere rızaları dışında dayatılan ücretsiz izin uygulamasının kaldırılması.

6. İş sağlığı ve iş güvenliği kurallarına uygun güvenli bir çalışma ortamının oluşturulması.

7. Sendikal mücadeleye öncülük ettikleri için işten çıkartılan işçilerin işe iade edilmesi ve

8. Doruk madencilik işletmesinin kamulaştırılması ve işçilerin iş güvencesinin teminatı altına alınmasıdır.

Şimdi bu talepler karşılanır karşılanmaz, pazarlık konusudur ama bu taleplerin hepsi haklıdır. Dolayısıyla bizler Cumhuriyet Halk Partisi olarak işçilerin bu taleplerinin karşılanması konusundaki irademizi bir kez daha altını çiziyoruz. Bu işçilerimizin yanında olduğumuzu bir kez daha belirtmek istiyoruz. Bu konuda aracı olan, bu konuda garanti veren bakanlıkların ve ilgili kamu kurumlarının sorumluluklardan kaçmaması ve bu konuyu çözmesi için ne gerekiyorsa yapmaları gerektiğini söylüyoruz.

MENDERES BELEDİYESİ’NDEKİ SÜRECE İLİŞKİN GERÇEKLER

Bunun dışında bir kısım konuları soru cevaba bırakmak üzere ki soracağınıza eminim bazı konuları ondan önce benim değerlendirmek istediğim, açıklamak istediğim ve söylemek istediğim bir başka konu kamuoyunun gündemini sıklıkla son birkaç gündür meşgul eden Menderes Belediyesi ve Menderes Belediyesi’ndeki başkan vekilliği oylaması. Şimdi değerli basın mensupları, bu konunun başından sonuna kadar takipçisi biri olarak ve buradaki bilgilere haiz biri olarak ve Yerel Yönetimlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı olarak aynı zamanda sizlerle bütün gerçekliği, bütün çıplaklığıyla paylaşmak istiyorum. Bu mesele yaklaşık 1,5 hafta öncesinden başlayarak yaklaşık bir haftadır bizim gündemimizdedir. Biz Cumhuriyet Halk Partisi'nden ayrılıp başka bir parti kuran arkadaşlarımızla bu süreci yani Cumhuriyet Halk Partisi tarafından seçilmiş olan belediyenin yine Cumhuriyet Halk Partisi'nde kalması ilkesi çerçevesinde ki bu konuyu Sayın Özgür Özel de daha önce defaatle gündeme getirmişti. Sizin de malumlarınız olduğu üzere seçilmiş bir belediye başkanı hangi partiden seçilmişse halkın iradesine uygun olarak o partiden devam etmesi konusundaki iradeye uygun biçimde ve bu ilke kararını anlatarak arkadaşlarımıza bu belediyenin Cumhuriyet Halk Partisi'nde kalması ve Cumhuriyet Halk Partisi'nin önerdiği bir kişinin belediye başkan vekili olarak seçilmesi konusundaki irademizi, görüşmelerimizi, pazarlıklarımızı, değerlendirmelerimizi yaptık. Ancak arkadaşlarımız bu konuda bir işbirliğine yanaşmak istemediler. Çünkü bizden ayrılan, Cumhuriyet Halk Partisi'nden ayrılıp giden belediye meclis üyelerinin sayısı Cumhuriyet Halk Partisi'nde kalan belediye meclisi üyelerinin sayısından fazlaydı. Arkadaşlarımız da bu sayısal çoğunluklarına güvenerek hiçbir biçimde işbirliği yapmayı düşünmediler ve Cumhuriyet Halk Partisi’ndeki bir belediyenin çıkarttığı adaya yani başkan vekili olarak çıkarttığı adayın karşısına başka bir aday çıkartmayı tercih ettiler. Dolayısıyla aslında kendilerinin baştan söyledikleri ilkeyi ihlal etmiş oldular. Biz buna rağmen bildiğiniz üzere 5 tane belediye meclis üyemiz var bizim burada. Cumhuriyet Halk Partisi'nin 10 tane belediye meclis üyesi de Yeni Partiye gitmiş olan arkadaşlarımızdan oluşuyor. 12 belediye meclis üyesi de Cumhur İttifakına iki tane de bağımsız belediye meclis üyesi var burada. Biz ilk iki turda kendi adaylarımızı çıkartarak ya da seçime yani kendi bir herhangi bir aday üzerinde uzlaşma sağlanmadığı için kendi bağımsız irademizle süreci devam ettirdik. Fakat son tur oylamaya gelindiğinde Cumhuriyet Halk Partisi'ne ait olan bir belediyenin her ne kadar uzlaşamamış olsak da AKP'li bir belediyeye gitmesini engellemek üzere Genel Merkezimizin talimatıyla oradaki belediye meclis üyelerimize il başkanımız üzerinden Yeni Parti'nin çıkarttığı adaya oy verilmesi konusunda irade ve talimatımızı iletmiş bulunduk. Şimdi bakın buradaki niyetimiz son derece açıktır. Takındığımız tavır ve tutum son derece açıktır. Bu telefon konuşmasını bizzat ben yaptım Sayın Genel Başkanımızın ve Genel Merkezimizin iradesi olarak. Orada AKP'ye geçmesin diye bu belediye daha fazla oy alan ve sayısal çoğunluğu olan, bizden daha fazla belediye meclis üyesi olan Yeni Parti adayının desteklenmesi konusunda talimatı bizzat ben verdim. Bu telefonu bizzat ben açtım. Sonuçta ne oldu? Sonuçta Yeni Parti'nin adayı 12 oy, AKP'nin adayı da 15 oy aldı ve belediyeyi AKP kazanmış oldu. Şimdi bunun üzerinden bir tartışma başladı. Bu tartışma şudur. Siz Cumhuriyet Halk Partisi belediye meclis üyelerinin AKP'ye AKP'nin adayına oy vermesini sağlamak suretiyle ya da bu belediye meclis üyesinin AKP'ye oy vermesi ile AKP'ye bu belediyeyi kazandırdınız tartışması yapılıyor. Bu tartışma son derece yanlıştır, kesinlikle doğruyu yansıtmamaktadır. Ben size gerçekleri söyleyeyim. Bizim buradaki beş belediye meclis üyemizin bir tanesi Cumhuriyet Halk Partisi Genel Merkez'in talimatına rağmen geçersiz oy kullanmıştır. Geri kalan dört üyemiz Yeni Partinin adayına oy vermiştir. Ancak Yeni Parti'nin 10 tane belediye meclis üyesinin 2 tanesi AKP'nin adayına oy vermiştir. 2 bağımsız adayla beraber AKP 15 sayısına ulaşmıştır. Zaten oylamanın ertesi gün Yeni Partiye oy veren, AKP’nin adayına oy veren Yeni Partili belediye meclis üyeleri de Yeni Partiden ayrılmıştır. Dolayısıyla AKP'nin aldığı 15 oy içerisinde Cumhuriyet Halk Partili hiçbir belediye meclis üyesi yoktur arkadaşlar. Buna rağmen biz kendi belediye meclis üyelerimize vermiş olduğumuz talimatta Yeni Parti adayına oy verilmez ise eğer kendilerine yönelik bir disiplin uygulaması gerçekleştireceğimizi de söylemiştik. Nitekim bir arkadaşımız yeni AKP'nin adayına oy vermek değil, geçersiz oy vermiş olduğu için ve bizim talimatımızı yerine getirmediği için tedbirli biçimde disiplin sevk edilmiştir. Arkadaşımız da bugün istifa etti. Dolayısıyla mesele kapanmıştır. Konunun özü şudur. Cumhuriyet Halk Partisi'nin 5 belediye meclis üyesinin 4’ü Yeni Partinin adayına oy vermiştir, 1’i geçersiz oy kullanmıştır. Geçersiz oy kullanan belediye meclis üyesi CHP tarafından tedbirli olarak disipline sevk edilmiştir, kendisi de bugün istifa etmiştir. Ancak Yeni Parti'nin 10 oyu içerisinde olan arkadaşlarımızın 2 tanesi de bugün istifa etmiştir ve biz bu iki arkadaşımızı da AKP'nin adayına oy veren arkadaşlar olarak değerlendiriyoruz. Dolayısıyla AKP'nin aldığı 15 oyun ikisi bağımsız, ikisi de Yeni Parti adaylarının oylarıdır. Yeni Partili belediye meclis üyelerimizin verdiği oylarla seçilmiştir. AKP'nin adayı gerçek bu. Arkadaşlar biz seçim günü seçimin olduğu yere 30 tane ilçe başkanımızın 25'iyle, 30 il yöneticimizin 25'i ile ve atadığımız ve kurduğumuz bütün Menderes ilçe yönetimiyle ve örgütümüzle beraber oradaydık. Biz belediyemizi almak üzere oraya gittik. Ayrıca arkadaşlar turlar arasında bildiğiniz üzere belediye meclisinde kavga çıktı. Biz o zaman salonda yokuz. Kavga AKP'lilerle Yeni Partiler arasında oldu ve biz irade zedelenir, seçime ara verelim, üzerine biraz değerlendirme yapalım demiş olmamıza rağmen seçime ara verilmeyerek devam ettirilmiştir. Ve biz burada iradenin sakatlandığını, bağımsız bir biçimde belediye meclis üyelerinin mevcut ortamdan etkilenmeden oy veremediklerini değerlendirerek bugün itibarıyla Menderes seçimlerine itiraz edeceğiz. Biz belediyemizin peşindeyiz. Cumhuriyet Halk Partisi'ne ait olan bu belediyenin yeniden Cumhuriyet Halk Partisi'ne dönebilmesi için gerekli bütün mücadeleyi sürdüreceğiz.

ŞEHİT VE GAZİ YAKINLARININ EYLEMLERİ YAKINDAN TAKİP EDİLİYOR

Öte yandan arkadaşlar bir başka konu da yine bugün bildiğiniz üzere, er statüsündeki şehit ve gazi yakınlarının talepleri ve eylemlilikleri var. Bugün 38 günde. Bu konuyu da yakından takip ediyoruz. Bu kişilerin yani şehit aileleri ve gazilerimizin kendilerine minnet duyduğumuz bu kişilerin eylemliklerine bile tolere edemeyen, onları bile fazla gören zihniyete karşı Cumhuriyet Halk Partisi olarak bu konuda gerekli girişimlerde de bulunduk. Sayın Genel Başkanımız, İçişleri Bakanıyla görüştüler. İki tane MYK üyemiz Semra Dinçer ve Necdet Saraç da bu konuyu yakından takip ediyor. Hem bu eylemlilik süreçleri içindeler hem de İçişleri Bakanlığı görüşmelerinde refakat ediyorlar kendilerine. Bu süreci de yakından takip ediyoruz. Bu işte bu durum da yine bizim MYK'mızın gündemine gelmiş bulunuyor. Benim ilk elden değerlendireceklerim bunlar.

İL ATAMALARI TAMAMLANDI, 25 AĞUSTOS'TA İL BAŞKANLARI TOPLANIYOR

Aynı zamanda aldığımız kararlarla ilgili olarak da şunları sizlerle paylaşmak isterim. Bildiğiniz üzere partimizi kongre süreçlerine hazırlamak için yoğun bir çaba içerisindeyiz. İllerimize ve ilçelerimize, örgütlerimize bazı düzenlemeler yapmaktayız. İl başkanlıklarımızla ilgili süreçlerimizi tamamladık. Bugün itibarıyla en son kalan iki ilimizle ilgili olarak da yetki almıştık hatırlarsanız. Bunlardan biri Bartın diğeri de Afyon'du. Her iki ilimize de bugün il başkanımızı görevlendirmiş bulunuyoruz. Bartın ili Yonca Alemdar arkadaşımızı, Afyon Karahisar ili için de Sabri Sıtkı arkadaşımızı değerlendirmiş bulunuyoruz. Bugün itibariyle il süreçlerimiz tamamlanmış bulunuyor ve biz önümüzdeki hafta bir değerlendirme ve bir istişare haftası yapacağız. Bunun temel gerekçesi hem geçmiş dönemde bu son 3 ayda yapmış olduğumuz, yaşadığımız süreçler, butlanla beraber başlayan süreçler, bizim resmi olarak görevlendirdiğimiz süreçten beri ortaya çıkan gelişmeler hem de önümüzdeki dönemin yol haritalarını konuşmak üzere bir değerlendirme süreci yaşayacağız önümüzdeki hafta. Bu çerçevede 25 Ağustos Salı günü il başkanları toplantısının kararını almış bulunuyoruz. İl başkanlarımız Ankara'da olacaklar ve sürece ilişkin ve geleceğe ilişkin değerlendirmelerde bulunacaklar. Ertesi gün de MYK ve Parti Meclisimizi toplayacağız ve partimizin yol haritası özellikle kongre süreçleri ile ilgili kararlar alarak yolumuza devam edeceğiz. Yani Cumhuriyet Halk Partisi’nin önümüzdeki süreçteki yol haritalarının belirleneceği, konuşulacağı bir istişare haftası olacak. O da bizim yine MYK’mızın gündeminde yer alan ve karara bağladığımız hususlardan.

Benim değerlendirmelerim söyleyeceklerim şimdilik bu kadar, sorularınız olursa onları da memnuniyetle cevaplamaya çalışayım.

Soru- Sayın Sarı, geçtiğimiz haftalarda CHP'den istifa etmeyen ancak Yeni Partiye açıkça destek veren bazı isimler için özel bir çalışma yürütüldüğünü ifade etmiştiniz. Sosyal medya incelemeleri yine Yeni Parti'nin TBMM grup toplantısında katılımlar mercek altındaydı. O incelemede bir sonuca varıldı mı? Bugünkü toplantıda gündeme geldi mi? Parti yönetiminin Truva atı olarak nitelendirdiği bu isimler için bir ihraç süreci işleyecek mi?

Müslim Sarı- Bugün MYK'mızın gündemine gelmedi ihraçlar. Ama bu konudaki duruşumuz aynen dediğiniz gibidir. Biz bunu siyaseten de doğru bulmadığımız gibi ahlaki de bulmayız. Bir siyasi partinin içinde başka bir siyasi partinin çalışması yapılamaz. Arkadaşlarımızın aslında bunu kendilerinin değerlendirmesi gerekir. Öncelikle bu işin ne kadar ahlaki olduğunu kendilerinin önce değerlendirmesi gerekir ama biz Cumhuriyet Halk Partisi yöneticileri olarak bu konuyu yakından takip ediyoruz, çalışmalar var ama bugünkü MYK'da gündeme gelmedi.

Soru- Sayın Sarı, il başkanları toplantısı 9 Eylül yaklaşıyor. Aynı zamanda Sayın Genel Başkan Kılıçdaroğlu il gezilerine hazırlanıyor bu süreçte. Bununla birlikte çerçeve yasa da masanızda, önünüzde. Kamuoyu şunu merak ediyor. Cumhuriyet Halk Partisi'nde siyasette yeni bir rota mı çiziliyor? Eğer böyle bir rota çiziliyorsa ilk durak neresi olacak? Bir de az önce madencilerin maddelerini sıraladınız. Bunun yanında, şehit ve gazilerimizle ilgili de İçişleri Bakanlığıyla yönetimden görüşmelerin gerçekleştirdiğini dile getirdiniz. Bu madenciler için de yönetimden kişiler, gerekli bakanlıklarla veya gerekli kişilerle görüşmeyi sağlayacak mı? Burada bir öneriniz, bir yol haritanız var mı Cumhuriyet Halk Partisi olarak? Bu hak arayışının neresinde olacaksınız tam olarak?

Müslim Sarı- İlk soruyu çok anlamadım ama ben anlayabildiğim kadarıyla anlatayım. Şöyle değerlendirelim; evet tabii ki bir yol haritamız var ve biz bu yol haritamızı konuşarak, tartışarak inşa ediyoruz. Bizim buradaki birinci önceliğimiz biliyorsunuz parti kurullarını çalıştırmaktı. Parti kurulları, partinin disiplin kurulu, parti meclisi, Cumhuriyet Halk Partisi Genel Merkezi, parlamento grubu, işte belediye başkanları, belediye başkanlarıyla ilgili bir süreç de devam ediyor. Yine aynı şekilde örgütsel süreçler, örgütsel yenilenmeler. Bizim buradaki temel yaklaşımımız Cumhuriyet Halk Partisi'nin ihtiyaç duyduğu örgütsel yenilenmeyi ve örgüt içi tartışmayı ve bütün bu sürece ilişkin Cumhuriyet Halk Partisi'nin örgütünün fikirlerini sürecin içine katmayı öncelemiştik. Temel önceliğimiz buydu. O yüzden tedbir kararı sebebiyle bir kurultay yapamıyor olsak da ama en azından tedbir kararına ilişkin bir değerlendirme yapılana kadar partimiz kendi kongrelerini yapabilir. Bu kongrelerinde illerde, ilçelerde, mahallelerde yeni kadrolar ortaya çıkabilir, yeni değerlendirmeler yapılabilir. Bizim birinci önceliğimiz buydu. Yani partinin bu içinde bulunduğu cendereden partiyi çıkartmaktı. Neden olmadığımız bir sonuca karşı partinin pozisyon almasını sağlamaktı, yeniden işler tutmaktı, işler hale getirmekti. İşte bu bizim önceliğimiz ve biz burada sona doğru yaklaşıyoruz. Yani illere ilişkin düzenlemeler tamamlandı. İlçe başkanlıklarına ilişkin düzenlemeler de devam edecek ve biz kendi değerlendirmelerimizi yapacağız önümüzdeki hafta.

Bu değerlendirmenin bir ayağı kongre takvimi ve kurultaysa bir başka ayağı elbette Türkiye'nin geleceğine ilişkin değerlendirmeler. Bildiğiniz üzere seçime çok uzun bir zaman yok. Yani 2027 yılında bir yerde benim bireysel değerlendirmem 2027'nin sonuna doğru olacağı seçimin. Dolayısıyla çok uzun olmayan bir vadede Türkiye'nin önüne seçim gelecek. Cumhuriyet Halk Partisi'nin kendi iç işleyişini bir an önce tamamlayıp bir an önce dışa dönüp kendi süreçlerini Türkiye'nin gündemine ilişkin seçime ilişkin, ittifak sistemlerine ilişkin, cumhurbaşkanı adayına ilişkin parlamento süreçlerine parlamento süreçlerine şey yapıların, mekanizmaların içine girmesi gerekiyor. Bizim önümüzdeki hafta değerlendireceğimiz konular bunlar. Son bardan itibaren değerlendireceğimiz konular da bunlar. Evet bir yol haritamız var ve bu yol haritasına uygun biçimde çalışıyoruz. Biz ikinci sorunuz açısından da biz toplumsal muhalefetin hak arama arayışların sonuna kadar yanındayız. Cumhuriyet Halk Partisi olarak bazen işte işlerin tıkandığı yerlerde aracı olarak heyet göndererek e bazen bu kesimleri dinleyerek bazen bunların sesini kürsülerden hem parlamentodan hem buradan yansıtarak bu hak arama mücadelelerine destek vermeye çalışıyoruz. Her konu kendi özelinde. Bugün tabii çok akut ve hızlı bir durum gelişti ve bu duruma uygun bir biçimde Cumhuriyet Halk Partisi müdahale etti sürece. İşte bu Doruk Madencilik ve başka hak arama mücadelelerin de içinde parti bunları da tartışıyor, izliyor, konuşuyor. Oralara heyetler gönderiyor, oradaki heyetlerle görüşüyor, o hak taleplerini anlayıp onları meşru yerlerde ve resmi makamlarda dile getirmeye çalışıyor. Bundan sonra da çalışacaktır. Teşekkür ederim.

Soru- Efendim Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce'nin AK Parti'ye geçeceği ile ilgili bir şeyler dolanıyor. Bununla ilgili bir sizin bir duyumunuz var mı, bir değerlendirmeniz olur mu?

Müslim Sarı- Çok dedikodu dolaşıyor ama Cumhuriyet Halk Partisi genel merkezine ulaşmış ciddiye herhangi bir değerlendirme yoktur. Belediye Başkanımız Cumhuriyet Halk Partisi'ndedir, Cumhuriyet Halk Partisi'nde kalma iradesini de göstermiştir dolayısıyla başka bir siyasal partiye -sadece AKP bakımından da söylemiyorum -başka bir siyasi partiye geçileceğine ilişkin herhangi bir emare Cumhuriyet Halk Partisi Genel Merkezinde yoktur. Teşekkür ederiz.


Benzer Haberler